işte tam burası...
17/10/2005
-
Zamansız gittin "Büyük Adam"!
17/10/2005
-
Büyük Usta Anısına!
|
|
onu yitirdiğimizde ofisimde değildim... şimdi yazmak nasip oldu...
"O An" geldi ansızın... bıraktın bizi öksüz... Seni şimdiden özledik... Büyük Usta!!
Edebiyatımızda iki adam vardı zaten... Biri öldü... biri hala aramızda... Yaşar Kemal... O da ölürse bittik dostlar... Meydan Ahmet Altan ile Orhan Pamuk'a kalacak...
SIIIIIIIIÇTIIIIIIKKK!!!
An Gelir |
| |
an gelir paldır küldür yıkılır bulutlar gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet o eski heyecan ölür an gelir biter muhabbet çalgılar susar heves kalmaz şatârâbân ölür
şarabın gazabından kork çünkü fena kırmızıdır kan tutar / tutan ölür sokaklar kuşatılmış karakollar taranır yağmurda bir militan ölür
an gelir ömrünün hırsızıdır her ölen pişman ölür hep yanlış anlaşılmıştır hayalleri yasaklanmış an gelir şimşek yalar masmavi dehşetiyle siyaset meydanını direkler çatırdar yalnızlıktan sehpada pir sultan ölür
son umut kırılmıştır kaf dağı'nın ardındaki ne selam artık ne sabah kimseler bilmez nerdeler namlı masal sevdalıları evvel zaman içinde kalbur saman ölür kubbelerde uğuldar bâkî çeşmelerden akar sinan an gelir -lâ ilâhe illallah- kanunî süleyman ölür
görünmez bir mezarlıktır zaman şairler dolaşır saf saf tenhalarında şiir söyleyerek kim duysa / korkudan ölür -tahrip gücü yüksek- saatlı bir bombadır patlar an gelir attilâ ilhan ölür |
| |
|
Attila İlhan | | | |
|
| |
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/10/2005
-
İstanbul'un kurtuluşu... veya fethi...
|
aslında bugün iş yerime gelirken, yolda bu konu ile bir şeyler yazmayı düşünmüş ve kafamda tasarlamıştım... ama az önce gül'den bir mail aldım... hemen hemen aynı duygularla yazılmış... bu nedenle onu direkt sizinle paylaşmaya karar verdim...
Sağ olasın Gül!!!
Ayrıca hep düşünüyorum... İstanbul acaba kimden kurtarılmıştı? Acaba İstanbul kurtulmak istiyor muydu? Veya İstanbul şimdi ne düşünüyor? MUAMMA!!!
dabizzi
FARK ettiniz mi? Parklara, bahçelere, halkın bir yudum da olsa nefes almaya çalıştığı yeşil alanlara birer cami kondurmaya kalkıştılar. İstanbul hiç bu kadar dinselleştirilmemişti! Fark ettiniz mi? Dünyanın en gözde limanlarından Galata rıhtımını yok pahasına satıyorlar. İstanbul hiç bu kadar yağmalanmamıştı! Fark ettiniz mi? Haydarpaşa Garı'nı ve tarihten süzülüp gelen onlarca yapıyı satacaklar. İstanbul hiç bu kadar peşkeş çekilmemişti! Fark ettiniz mi? Atatürk Kültür Merkezi'ni yıkacaklar. İstanbul hiç bu kadar tahrip edilmemişti! Fark ettiniz mi? Beklenen büyük depreme karşı elle tutulur hiçbir çalışma yapmadılar. İstanbul hiç bu kadar sahipsiz kalmamıştı! Fark ettiniz mi? Belediye otobüsleri, dolmuşlardan daha pahalı taşımacılık yapıyor. İstanbul hiç bu kadar kazanç kapısı olmamıştı! Fark ettiniz mi? Vapurları aldılar, işletiyorlar. İstanbul'da deniz ulaşımı hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı! Fark ettiniz mi? Müteahhitlere kaldırım taşlarını söktürüp kaldırım taşı döşetiyorlar. İstanbul hiç bu kadar birilerini zengin etmemişti! Fark ettiniz mi? Hayırsız adaya Mevlana heykeli dikmeyi düşünüyorlar. İstanbul hiç bu kadar komik duruma düşmemişti! Fark ettiniz mi? Caddeler delik deşik. İstanbul hiç bu kadar ihmal edilmemişti! Fark ettiniz mi ? Hırsızlık, gasp, kapkaç aldı başını gidiyor. İstanbul hiç bu kadar güvensiz olmamıştı! Fark ettiniz mi? Kaldırımlar, üst geçitler, alt geçitler seyyar satıcıların işgali altında. İstanbul hiç bu kadar denetimsiz kalmamıştı! Fark ettiniz mi? Mahalle arasındaki sokaklardan otopark parası toplamak istiyorlar. İstanbul hiç bu kadar sömürülmemişti! Fark ettiniz mi? Yollara "welcome" diye afişler astılar. İstanbul hiç bu kadar kendine yabancılaşmamış ve aşağılık duygusuna kapılmamıştı! Fark ettiniz mi? Alanlara "Fark ettiniz mi" panoları yerleştirdiler. İstanbul hiç bu kadar enayi yerine konmamıştı! Fark ettiniz mi? İstanbul, Türkiye'nin aynasıdır. Türkiye hiç bu hale düşmemişti!
|
|
| |
Yorum (
8
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/10/2005
-
not yet
|
bir gün gelecektin mutlaka...
bekliyordum..
salacaktın saçlarını rüzgara karşı yine...
yine değecekti yüreğime tel tel...
yine sen olacaktı bütün vücudum..
sen kokacaktı yalnız gecelerim...
ama....
şimdi değil... |
|
| |
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/8/2005
-
İKİLEM
| . |
| . |
| İkilem |
| . |
Güzel kadinlara kederli sarkilar söyletmeyin Birbirini çogaltiyor üç aci Kadin, güzellik ve sarki...
Kederli sarkilari güzel kadinlara söyletin Birbirini bütünlüyor üç aci Kadin,güzellik ve sarki...
Ey insan ömrünü dolduran biçimleyen duygu Hüzün müdür her vakit mutlulugun bir yüzü?... |
| . |
| Sükrü Erbas |
| . | |
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/8/2005
-
Küller
| . |
| . |
| Külleri Eselemek |
| . |
Içimi ezer delice bir cesaret görünmez bir el kilitler kapilarimi, miskinligimden degil bu minnet çaresizim seni sevdigimi söyleyemem.
Dilsizim.
Çirpinmayi bile unutmus bir serçe gibi saklarim gögsüme kanatlarimi, kadinligin böyle karsima dikeldikçe utanirim seni sevdigimi söyleyemem.
Dilsizim.
Bilinç denen sey seffaf bir hançer her gece deser yarami, yillar divane ömrümden zulümle geçer halsizim seni sevdigimi söyleyemem.
Dilsizim.
Eski yalnizliklardir soframdaki nicedir hayatla katlayamam yorgun yasimi, büyük asklar hep gecikmeli gelir garibim seni sevdigimi söyleyemem.
Dilsizim.
Erken geldin dünyaya, benden önce benden önce kostun yollarimi, su ince yagmur dinince gidecegim seni sevdigimi söyleyemem.
Misafirim. |
| . |
| Hüseyin Ferhad | |
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/8/2005
-
DOST
| . |
| . |
| Dost |
| . |
Kirik kaldirimlari adimlayan âmâ bir çocukmusum ben Çamurlu sokaklar olmus atlasimiz. Is kokulari sinmis iki yüzlü rüzgarin, soluksuz biraktigi sokak lambalarina... Dogurgan karanliklarin sürdügü izlerde, tir tir titreyen Sözde mertligin; heba ettigi bir alkis sesi olmalisin sen...
Içine menfaatlerin dolduruldugu mayinlari Dösemisler dostluk yoluna....sonra da bunu Gül bahçesi diye utanmadan sunarlarken Ben, mayinlarin üzerine dogru yürümeliyim degil mi? Hem de kosarcasina...! Korkum yok dost....Olamaz.. Doyasiya güvendim sana....Hassas ama acilarin nasirlastirdigi yüregim; Eger sende parçalanacaksa....Sende dagilacaksa Bu dayanilmaz aci ebedi, unutulmazim olacaksa Raziyim direk mayinlara basip, virane bir yüregin sahibi olmaya.... Yakisti mi iyice bak bu istirap bana..
Ve bir gölün durulugunda sevisirken gölge oyunlari Kaosta atan sah damarina tut yalanlarini... Bu gece; Yelkovan ve akrebin nazi saha kalkti neredeyse Ne gece sabah olmak bildi, Ne de içimdeki nedenlere cevap geldi... Donup kaldim zaman seyrinde Göz yaslarim da yapayalniz birakti beni.. Gururum; kahrolmami yasaklarken Açik bir kapi birakmistim fitratlara binaen Kederlerin yumagina sarilan duygularimi anlatmaya Kelimelerim de kafi gelmiyor...Söyle mecbur muydun ezilmis bir yüregi tekrar tekrar çökertmeye Çok ince bir iç dünyanin, cellâdi oldun seve seve
Korkum yok dost....Olamaz.. Doyasiya güvendim sana....Hassas ama acilarin nasirlastirdigi yüregim; Eger sen de parçalanacaksa....Sen de dagilacaksa Bu dayanilmaz aci ebedi, unutulmazim olacaksa Raziyim direk mayinlara basip, virane bir yüregin Sahibi olmaya.... Yakisti mi iyice bak bu istirap bana.. |
| . |
| Ümit Zeynep Kayabas | |
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/8/2005
-
Akrep ve Gece...
Eyüp Sabri Tuncer ve Akrebin Çığlığı
Sıcak gecenin hararetini atmak için duştan çıkmış, saat 2’de orta yaş üstü göbekli adamların topun peşinden koşan yirmi iki tane oğulları yaşındaki genç delikanlıların arkasından salladığı bir dizi programlar arası zap yaparken karpuz yiyordum…
Aniden yerdeki beyaz kalebodurların üzerinde gezinen bir karaltı çekti dikkatimi, yan gözle bile o tarafa bakmıyorken…
Yerimden yavaşça kalktım… ona doğru seğirttim sessizce…
Hayır… öldüremezdim onu… böyle bir caniliği kaldıramazdım bu saatten sonra… ilkokuldan süregelen fen ve tabiat bilgisi derslerinin büyük geyiği, akrebin çevresinde ateş yakarsan kendi kendini zehirler yolunu seçmem beni biraz da olsa vicdanen rahatlatırdı..
Nitekim de öyle yaptım… Eyüp Sabri Tuncer ile bir çember yaptım çevresinde.. sonra yaktım bir ucundan, uzaktan uzağa… Ardından yakınlaştım… Daha da yakınlaştım… Akrep kuyruğunu sallamaya başladı… O anda gözündeki korkuyu gördüm alev alev yanan ateşin kırmızılığında… parlıyordu gözleri… o da kendine kıyamıyordu demek ki…
Alevler azaldıkça, Eyüp Sabri Tuncer hararetlendiriyordu… Gözleri daha bir parlıyor, daha çok korktuğu açıkça belli oluyordu… Onun da aklı karışmıştı belli ki… Bir ara üzerime atlamayı düşündüğünü duyumsadım… Geri çekildim… Onun gözlerindeki alev rengi korkuda, kendi korkumu gördüm… İkimiz de aynıydık aslında… Birbirimizden korkuyor, birbirimize bu korkunun altından zarar vermek istiyorduk… Ya o kazanacaktı, ya ben… ya da birbirimizi görmezden gelecektik.. Ama bu ikimizinde işine gelmezdi…
Birimiz ölmeliydik… Ya o, ya ben… Alnımdan terlerin sızdığını duyumsuyordum… Terimin tuzu gözlerimi yakıyordu…
Nasıl bir hayat tecrübesi ve mücadelesiydi bu?
Kafamdan birçok soru geçiyordu… Neden buradaydı? Bir zarar verir miydi ki bize? Bundan daha kaç tane vardı? Evimde ne arıyordu? Beni soksa ölür müydüm?
Oda dönüyor, o da dönüyordu kendi etrafında…. Başım dönüyordu… Ağzım kurumuştu.. Bilincim yavaş yavaş kayboluyordu… Tanrım bu nasıl bir sınavdı? Neden biri ölmeliydi ki?
Oooolllllaaaammmmaaaazzzzz!!!!!
Şşşşşşlllllllllllaaaaaaaakkkkkk!!!!!!
Polaris 43 numara!...
|
Yorum (
3
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/8/2005
-
BU GECE...
| Bu Gece En Hüzünlü Siirleri Yazabilirm |
| . |
Bu gece en hüzünlü siirleri yazabilirim
Söyle diyebilirim : 'Gece yildizlardaydi Ve yildizlar, maviydi, uzaklarda üsürler'
Gökte gece yelinin söyledigi türküler
Bu gece en hüzünlü siirleri yazabilirim Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler
Bu gece gibi miydi kucagima aldigim Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler
Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim Sevmeden durulmayan iri, durgun bakisli gözler
Bu gece en hüzünlü siirleri yazabilirim Duymak yitirdigimi, ah daha neler neler
Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi Çimenlere düsen çiy yazdigim bu dizeler
Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çikar Ve o benimle degil, yildizlidir geceler
Yürek zor katlaniyor onu yitirmelere Bakislar sanki onu bana getirecekler
Böyle gecelerdeydi agaçlar beyaz olur Artik ne ben öyleyim ne de eski geceler
Sesim ara rüzgari ona ulasmak için Simdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler
Simdi kimbilir kimin benim oldugu gibi Sesi, aydinlik teni, sonsuz uzayan gözler
Sevmiyorum dogrudur, yürek bu hala sever Sevmek kisa sürdüyse unutmak uzun sürer
Bu gece gibi miydi kollarima almistim Yüregimde bir burgu ah onu yitirmeler
Budur bana verdigi acilarin en sonu Sondur bu onun için yazacagim dizeler |
| . |
| Pablo Neruda | |
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/8/2005
-
Acılara tutunmak...
Acı çekmek özgürlükse Özgürdük ikimiz de O, yuvasız çalıkuşu Bense kafeste kanarya O, dolaşmış daldan dala Savurmuş yüreğini Ben bölmüşüm yüreğimi Başkaldıran dizelere Kavuşmak özgürlükse özgürdük ikimiz de elleri çığlık çığlık yanyana iki dünya ikimiz iki dağdan iki hırçın su gibi akıp gelmiştik buluşmuştuk bir kavşakta unutmuştuk ayrılığı .......... ..........
|
| |
|
Hasan Hüseyin Korkmazgil | | | |
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
Hakkımda
edebiyatçılar... buraya... |
|